![]() |
| Anasayfa | Kadın Komisyonumuz | RADYO İSTEK | Bugünki Mesajlar | İmranli.Fm Dj'leri | Bugünki Mesajlar | Forumları Okundu Kabul Et |
|
|||||||
| Yönetim Kurulu | Türkü Grubumuz | Halk Oyunları Ekibimiz | Tiyatro Ekibimiz | Semah Ekibimiz | Bayan Futbol Takımımız | Kayıt ol | Forumları Okundu Kabul Et |
| Türkü Hikayeleri Türkülerimizin hikayelerini buradan paylaşalım |
![]() |
|
|
Seçenekler | Stil |
|
|
#1 | ||||||
|
Radyp Sorumlusu ![]()
|
Olay tamı tamına hayal ürünüdür.............
İmranlı Destanı Bir zamanlar,uzak diyarların, yani Gökçebel köyünün padişahı olan heydo amcanın hikayesini anlatmaya.heydo amca,bir zamanlar o eski dönemlerin güzel kızı olan sahra köyünde yaşayan şalle hanıma aşık oldu.Kızı istemek için vezirine emir verdi.Onun sahra köyüne gidip kızı isteyeceğini sahra halkına bildirmesini istedi.heydo amcanın heyecandan elleri,ayakları titriyordu.Haberin ulaşmasını bekliyordu.Veziri uzaktan görünüyordu.heydo amca onu karşıladı.Veziri heydo amcaya bu işin olacağını söyledi. Heydo amca bir an önce kızı isteyecekti.Sabahın erken saatlerinde kalkan Heydo Amca,kızı istemek üzere yola çıktı.Sevinçten ne yapacağını şaşırmıştı.Atına atladığı gibi kendini sahra köyünde buldu.Kızı istemek için babasının yanına gitti.Kızı babasından heyecanlı bir şekilde istedi.Babası ise”Sizin gibi bir delikanlya kızımı vermekten onur duyarım”diye yanıt verdi..Elleri ayakları birbirine dolandı. Vezirini çağırdı.”Hemen bütün köylere,kasabalara haber salın. Yarından itibaren kırk gün kırk gece düğünümüz var”diyerek oradan ayrıldı. heydo amca düğün hazırlıkları’nın başlaması için yanında çalışan vezirine emir verdi.Bütün köylüler Sahra köyünde toplandılar.Düğün başladı.Sofralar hazırlandı.Kırk gün kırk gece eğlenceli bir şekilde geçti.Selim Bey ve Sultan Hanım evlendiler. Aradan aylar geçti.şalle Hanım bir gün heydo amcaya hamile olduğunu söyledi.heydo amcada çok sevindi.Sevinçinden ne yapacağını şaşırdı.Şalle Hanıma sarıldı.”Çok mutluyum” diyerek bağırdı. ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() şalle Hanım’da ,heydo amcanın bu sevinçine ortak oldu.Artık bütün köylerde Şalle Hanım ‘ın hamile olduğu konuşuluyordu. Günler geçtikçe Şalle hanım’ın doğumu yaklaşmıştı.heydo amca şalle hanım’a çok dikkatli olması için hep söylerdi.Doğum günü geldi.şalle hanım doğum yaptı.Nurtopu gibi bir oğlu oldu. Heydo Amca: -Şalleciğim oğlumuzun adı ne olsun.dedi. Şalle hanım: -Sen bilirsin Heydo! Dedi. Heydo amca: -( Heydo amca Düşündü, düşündü...)Adını Mehmet koymaya karar verdi. Sultan hanım: -Mehmet ismini ben de severim.Öyle olsun.Dedi. Aradan yıllar geçti.Mehmet ilkokula başladı.Mehmet atlara çok düşkündü.Hep babasından bir at almasını istiyordu.Heydo amca ise oğlunu çok sevdiği için ona bir at almaya karar verdi.Mehmet babasının bu kararına çok sevindi. Babasına “teşekkür ederim”dedi.Babası hemen yola koyuldu.Atı almaya gitti.Bir at çiftliğine rastladı.İçlerinden Bir at seçmek çok zordu.Hepsi birbirinden güzeldi.İçinden en sevdiğini aldı.At ile beraber eve doğru yola koyuldu.Mehmet ise atın yolunu gözlüyordu.Heydo Amca at ile beraber geldi.Atı Mehmete hediye etti.”Oğlum bu at senin hediyendir.Atına iyi sahip çık”. Dedi. Mehmet: -Saol! babacığım ona çok iyi bakacağım. Onu ahırına götürdü.Atına “seni çok sevdim”.Diyerek okşuyordu.Atı birden Mehmet’e: -Bende seni çok sevdim.Diyerek dile geldi. Mehmet şaşkınlıkla: -Sen konuşuyomusun! Dedi. At: -Ben bir tek seninle konuşuyorum.dedi. Mehmet: -Bundan sonra sen benim arkadaşımsın.Bütün sırlarımı seninle paylaşa bilirim.At Mehmet’e : -Bende yaşadığım süre içinde size hep destek olacağım. Mehmet: -O zaman sana bir ad gerek.Senin adın bundan sonra Zümrüt olsun. Zümrüt: -Ben bu ismi çok sevdim.Bundan sonra bana zümrüt diye bilirsin.dedi. Mehmet Zümrüt ‘ü öperek ben okulda her dönüşümde sana uğrayacağım.diyerek oradan ayrıldı.Sabahları okuluna gidiyordu.Hırslı bir şekilde derslerine çalışıyordu.Öğretmenlerini severek dinliyordu.Mehmet için yeni bir hayat başlamıştı.Okuldan dönüşünde atının yanına geliyordu.Onunla bir arkadaş gibi konuşuyordu.Böylece Mehmet’in hayatı gün geçtikçe değişmeye başlamıştı. Bu arada Mehmet’in annesi hastalanmıştı.Artık gün geçtikçe hastalığı dahada ağırlaşmaya başlamıştı.Mehmet de annesinin bu durumuna çok üzülüyordu.Neyin var neyin yok diye her zaman annesini soruyordu.Annesi de Mehmet’in üzülmemesi için iyiyim diyerek hastalığını geçiştiriyordu.Bu sırada heydo amca Şalle hanımı kasabaya doktora götürmeye karar verdi.Mehmet’e : -Anneni doktora götürüyorum.Eve mukayet ol gider geliriz dedi. Heydo Amca Şalle hanımı doktora götürdü.Doktorlar Şalle hanıma baktılar.Durumunun iyi olmadığını söylediler.Bazı ilaçlar yazarak onları evlerine gönderdiler. Aradan zaman geçti.Sultan Hanım acılara dayanamayarak hayata gözlerini yumdu.Mehmet ve Heydo amca çok çok üzüldüler.SelimHeydo amca Mehmet’i teskin etmeye çalışıyordu.Mehmet’in ağlamaktan gözleri şişmişti.Annesini çok seviyordu.Çok üzülmüştü. Aradan zaman geçti...Mehmet’in annesi’nin olmadığından dolayı çok zorluk çekti.Heydo amca evlenmeye karar verdi. Ama önünde tek engel vardı. Oda oğlu Mehmet oldu. Oğlunun rızasını almak için Mehmete danıştı. Mehmet önce karşı geldi. Babası durumu iza etti.Mehmet Kabul etmek zorunda kaldı.Heydo amca Mehmet’in bu kararına karşı ona üvey bir anne getirdi.Mehmet’in hayatı yeni bir boyut almaya başladı.Mehmet okula gidiyor,akşam döndüğünde Zümrüt’ün yanına uğruyor,Zümrütle biraz dertleşiyor. Eve geldiğide üvey annesi karşılıyor.Mehmet üvey annesinin kendisini karşılamasına pek sıcak bakmıyordu.Mehmet’in üvey annesi Mehmet’e ilgı duymaya başlıyor, bu ilgiye karşı Mehmet hep uzak durmaya çalışıyordu... Günler geçtikçe hergün birazdaha büyüyordu Mehmet.Okuluna gidip geliyordu.Okul dönüşlerinde üvey annesinin Mehmet’e çok ilgi gösterdiğini hissediyordu ama bir türlü Mehmet bu ilgi karşısında sıcak durmuyordu..Tabiki Mehmet’in üvey annesi ona karşı başka duygularla hareket ediyordu.Mehmet bu davranışların farkındaydı.Onun için yüz vermezdi üvey annesine.Akşam okul dönüşünde at’ı Zümrüt’e uğradı. Zümrüt Mehmet’e “Sana birşeyler söylemek istiyorum” dedi. Mehmet: - “Söyle Zümrüt” Dedi. Zümrüt: - “Senin üvey annenin seninle çok ilgilenmesindeki sebep, seni çok sevdiği için elinde geleni yapıyor,sakın yüz verme babana karşı yalnış yaparsın”Dedi. Mehmet ise “Ben öyle bir yalnış yaparmıyım,beni uyardığın için teşekkür ederim”dedi.O günden sonra Mehmet üvey annesine hiç yüz vermedi.Üvey annesi Mehmet’e bu sırları kim söylüyor diyerek düşünmeye başladı.”Söylerse söylerse buna atı Zümrüt söyler” diyerek yeni bir plan hazırlığına girişti. Ve Heydo amcaya “Ben çok hastayım” diyerek yatağa girdi.Heydo amca “Neyin var?” diyerek sordu.”çok hastayım,her tarafım titriyor”diyerek üvey annesi cevap verdi.Mehmet Okuldan Döndüğünde atı Zümrüt durumun farkındaydı.Ve bu olayı Mehmet’e tek tek anlatmaya karar verdi.Mehmet’e “Üvey anneniz kendisini hastalığa verdi.Bütün sırların benim size anlattığımı biliyor.Bu yüzden kendisini hastalığa vererek.beni keserek derimi kendisine çekmek için babanızı ikna etti,Siz her okuldan dönüşünüzde muhakkak bana gelmeniz gerekir.Olan bitenlerden ben sizi haberdar ederim.Mehmet “Teşekkür Ederim!!” diyerek oradan ayrıldı.Sabah oldu, Mehmet tekrar okuluna gitti.Ama kafası evdeki sorunlara takılmıştı.Akşam Döndüğünde Zümrüt’e uğradı.Zümrüt “Üvey anneniz şemiğin altına bıçak koymuş,içeri girerken adımınızı uzun atın size tuzak kurdu”dedi.Mehmet içeri girerken bacaklarını içeri uzun atarak içeri girdi.Üvey annesi şaşkınlıkla nasıl İçeri girdiğini merak etti.Ve kurmuş olduğu planı uygulamaya karar verdi.Mehmet sabah okula gitmeden Zümrüte uğradı.Zümrüt”Mehmet sen bugün okula gidiyorsun.Üvey annen planını uygulamaya koydu.Mehmet “planı nedir?” diyerek sordu Zümrüt’e. “Üvey annen kendini hastalığa vererek babanı ikna etti.derimi kesip kendisine kürk yapacak.Eğer ben bir kişnersem bilki ahırdan çıktım.İki kişnersem bilki yere serildim.Üç kişnersem bilgi bıçak gelmek üzeredir”dedi.Mehmet”tamam” dedi.Okul eve yakın olduğu için Mehmet “ben gelirim” dedi. Heydo amca okula giderek Mehmet’in öğretmenine “Bugün Mehmet’e izin isterse sakın izin vermeyiniz”dedi.Öğretmenide tamam diyerek izin vermeyeceğini dile getirdi.Selim bey eve döndü.Mehmet okuldayken at bir kişnedi.Mehmet “Öğretmenim dışarı çıkabilirmiyim” Öğretmeni hayır izin veremem dedi.Mehmet oturdu.İkinci kez At kişnedi. Mehmet tekrar öğretmenden izin istedi.Öğretmeni tekrar izin vermeyince,öğretmenini dinlemeyerek kapıyı açıp çıktı gitti.Tamo sırada Heydo amca Zümrüt’ü yere sermişti.O sırada Mehmet yetişip Heydo amcanin kolundan tutarak “ Ne yapıyorsun baba!” diyerek nolur baba benim emeğim bu atın önünde çok.İki Üç kere dolaşayım ondan sonra kesin diyerek,babası tabiki oğlum dolaşabilirsin dedi. Mehmet atına binerek macera’ya doğru yol aldı. Gide gide bir çeşmenin öznüne geldi.Çeşme’den biraz su içerek dinlendi.Aradan zaman geçti.Uzaktan bir atlı göründü.Mehmet’in yanına gelerek bir su içti.Uzaktan bir yeni atlı daha göründü.Selam vererek oda bir su içti.Mehmet ilk gelen atlıya sordu: -İsminiz nedir sizin? İlk gelen atlı: -Benim adım Yıldız’dır.dedi Mehmet ikinci gelen atlıya: -Sizin isminiz nedir? İkinci gelen atlı: -Benim adım Derya’dır.dedi. Yıldız Mehmet’e sordu: -Sizin adınız nedir? Mehmet: -Benim adım Mehmet’tir dedi. Mehmet ikisi ile tanışıp arkadaş oldular.Mehmet arkadaşlarının ruhunu öğrenmek istiyordu.Bu nedenle ilk gelen atlı olan Yıldız’a sordu: -Yıldız sizin ruhunuz nedendir? Yıldız: -Benim ruhum gece yıldızlarına bakarım.Tanıdığım dostlarımın gökyüzünde yıldızına bakarım.Kimin yıldızının olduğunu kiminkinin olmadığını görürüm.Benim ruhum bundandır. Mehmet ikinci gelen Deryaya sordu: -Derya sizin ruhunuz nedendir? Derya: -Benim ruhum ben deryaya bakarım yedi kat yerin dibinde olsa bile kayıp olan dostlarımın en değerli eşyalarını çıkarırım.dedi. Yıldız Mehmet’e sordu: -Peki sizin ruhunuz nedendir? Mehmet: -Benim bu kılıcım kırk gün yerinde durmassa ben ölürüm.dedi. Derya, Yıldız ve Mehmet aralarında konuşarak arkadaş oluyorlar.Bir karar alarak nereye gideceklerini konuştular.Mehmet: - Devlerin ülkesine gidelim dedi. Yıldızla Derya olmaz dedi.Devlerin Ülkesi çok tehlikeli dedi.Devler bizi yer.Mehmet’de “Siz merak etmeyin.Dev izi yerse bizde devi yeriz.Endişe etmeyin” diyerek yola koyuldular.. Uzun bir yol gitdikten sonra bir saraya denk geldiler.Sarayın kapısına doğru gittiler ve Mehmet sarayın kapısını çaldı.Kapıyı açan çok güzel bir kızdı.Kız Mehmetleri görür görmez şaşkın şaşkın baktı.”Siz kimsiniz buarada ne işiniz var,dev gelirse sizi yer”Dedi.Mehmet’de “Dev Bizi yerse bizde devi yeriz”dedi.Kızda Mehmetleri içeriye aldı.Kız “Siz yoldan geldiniz,biraz bişeyler atıştırın”dedi.Mehmet ve arkadaşları yemeğini yedikten sonra bir ses geldi.Devin geldiğini gördüler.Mehmet”siz içeride oturun devi ben karşılayacağım”diyerek dışarıya çıktı..Atı zümrüt’ün sırtına bindi ve devi karşılamaya gitti.Zümrüt dile gelerek “Biz şimdi devi karşılarken dev Ha Ha Ha!!! ben dağda dolaşıyorum nasibim kapının önündeymiş,Ey! İnsanoğlu hamle et diyecek Sende,Ben misafirim sen hamle et diyeceksin”dedi. Dev hamle ettiği zaman Zümrüt Mehmet’e”siz bana kamçıyı vurun,ben devin üzerinden atlarken,o arada kılıcı devin boynuna atın”dedi.devi karşılamaya gittiler.Dev yukarıdan Gelerek HA HA HA !!! Ben dağda dolaşıyorum,nasibim kapının önündeymiş. Ey! İnsanoğlu hamle et.Mehmet ise “Ben Misafirim Siz Hamle Edin “ dedi. Dev Mehmetin üzerine doğru hamle ederken Mehmet Zümrüte kamçıyı vurdu,Zümrüt Devin üzerinden atlarken Mehmet Devin kafasını kesti..ve dev yere serilerek yığıldı kaldı.Mehmet devi öldürdükten sonra saraya döndü.Sarayda Yıldız ve Deryayla konuşarak.Sarayda olan kızı Yıldızla evermeye karar verdiler ve düğünü başlatarak bir hafta düğünlerini yaptıktan sonra Derya ile Mehmet Yıldızla görüşüp oradan “Sana mutluluklar diliyoruz”diyerek yola çıktılar.Gide gide yeni bir saraya denk geldiler, o sarayın kapısını çaldılar.Kapıyı açan güzel bi kız “sizin burada ne işiniz var” diyerek sordu. .”Siz kimsiniz buarada ne işiniz var,dev gelirse sizi yer”Dedi.Mehmet’de “Dev Bizi yerse bizde devi yeriz”dedi.Kızda Mehmetleri içeriye aldı.Kız “Siz yoldan geldiniz,biraz bişeyler atıştırın”dedi.Mehmet ve arkadaşları yemeğini yedikten sonra bir ses geldi.Devin geldiğini gördüler.Mehmet”siz içeride oturun devi ben karşılayacağım”diyerek dışarıya çıktı..Atı zümrüt’ün sırtına bindi ve devi karşılamaya gitti.Zümrüt dile gelerek “Biz şimdi devi karşılarken dev Ha Ha Ha!!! ben dağda dolaşıyorum nasibim kapının önündeymiş,Ey! İnsanoğlu hamle et diyecek Sende,Ben misafirim sen hamle et diyeceksin”dedi. Dev hamle ettiği zaman Zümrüt Mehmet’e”siz bana kamçıyı vurun,ben devin üzerinden atlarken,o arada kılıcı devin boynuna atın”dedi.devi karşılamaya gittiler.Dev yukarıdan Gelerek HA HA HA !!! Ben dağda dolaşıyorum,nasibim kapının önündeymiş. Ey! İnsanoğlu hamle et.Mehmet ise “Ben Misafirim Siz Hamle Edin “ dedi. Dev Mehmetin üzerine doğru hamle ederken Mehmet Zümrüte kamçıyı vurdu,Zümrüt Devin üzerinden atlarken Mehmet Devin kafasını kesti..ve dev yere serilerek yığıldı kaldı.Mehmet Saraya dönerek , Deryayla görüştü ve kızla konuşarak , o kızıda Derya’ya verdi.Ve bir faftada onların düğünlerini yaparak. Derya’ya mutluluklar diledi ve tek başına yoldaşı Zümrütle yola koyuldular. Mehmet uzun bir yol gittikten sonra büyük ve görkemli bir saraya geliyor.O sarayın kapısının nerede olduğunu bilmiyordu.Zümrüt’ü aşağıda bırakarak demirlerden doğru yukarıda bir giriş buldu.İçeri girdiğinde öyle bir güzel kıza denk geldi ki..Bu kız Mehmet’i görünce “sizin burada ne işiniz var” dedi. Mehmet ise neden sordunuz? Dedi. Kız “Hayatınız tehlikede,dev gelirse sizi yer” Mehmet “Dev bizi yerse bizde devi yeriz” diyerek cevap verdi.Kız”Bu deve ne silah ne mızrak ne de ok işler,onun için hyatınız tehlikede..Mehmet “peki sizce ne yapmamız gerekir”dedi.Kız “Ben sizi kürek yapayım,atınızıda süpürge yapayım ,sizi içerde saklayayım,çünkü dev heran gelebilir”dedi.Dev gelip gittikten sonra.Kız “Nereye isterseniz gidebilirsiniz” dedi.Tam o sırada dev geldi saraya.Kapıdan girer girmez kıza sordu “Burada insanoğlu kokusu var.siz benden insanoğlunumu saklıyorsunuz”dedi. Kız “ ben yıllarca sizlerle beraberim,ben sizden hiç insanoğlu saklarmıyım”dedi.Dev buna inandı.Dev o gece kaldıktan sonra,sabah erkenleyin kalkıp dağa ava çıkmaya gitti.Bu sırada kızMehmet’le atı tekrar eski haline dönderdi.Mehmet kıza “peki ne yapmamız gerekir bu devi öldürmek için” dedi.Kız”Bu güne kadar hiç bir güç bu devi yok edemedi”dedi. Mehmet ise “peki akşam dev gelirken deve sorabilirmisiniz sizin ruhunuz nedendir diyerek?” dedi.Kız “sorarım” dedi.O akşam dev tekrar saraya döndü.Mehmetle Zümrütü gene sakladı kız. Akşam dev geldiğinde sordu kız”sizin ruhunuz nedendir “ dedi. Dev “neden ruhumu bana soruyorsunuz”dedi.Kız “ben yıllardan beri sizlerlen olduğum için ruhunuzu bilmek hakkım değilmidir” dedi.Dev ruhunu açıklamaya başladı.”Dağda 7 geyik var , bu 7 geyiğin içinde 1 topal geyik var,o topal geyiğin karnında bir kutu var,o kutunun içinde 7 civciv var..Eğer geyiği öldürüp kutunun içindeki 7 civcivin kafasını kesersen ben ölürüm”dedi.Dev sabah erkenden ava çıkarken.Kız Mehmet’e devin ruhunu anlatıyor “Dağda 7 geyik var , bu 7 geyiğin içinde 1 topal geyik var,o topal geyiğin karnında bir kutu var,o kutunun içinde 7 civciv var..Eğer geyiği öldürüp kutunun içindeki 7 civcivin kafasını koparırsan dev ölecek” dedi.Mehmet ertesi gün sabah erkenden atına binerek dağa çıktı.Dağda dolaşa dolaşa o 7 geyiği buldu ve içinde ki topal geyiği vurdu.Karnını yardı.Kutuyu çıkardı.Kutunun içindeki 7 civcivi gördü.Başlarını kesti.Dev tam saraya doğru yanaşırken yığılıp kaldı.Mehmet döndü saraya dev sarayın kenarında yığılmış kalmıştı.Saraya giderek devi öldürdüm diyere kıza haber saldı.Kızla beraber ırmağın kenarına devi çekerek bıraktılar oraya ve geri saraya döndüler.Padişahlar ülkesine gitti. Orada ki askerlerden biri “Kaçın dev geliyor’dedi.Askerler kaçacağı sırada devin ölü olduğunu farkettiler.Padişaha haber verdiler.Dev ölmüştür diye. Padişah hemen Bir manga asker saraya göndererek o kızı bana alın gelin,bu kızın özelliği 60 yaşında olan bir insan onunla evlenirse 15 yaşına girecek..Kız o kadar ki güzel..Saraya gelip Mehmet askerleri karşıladı “Neden Geldiniz” dedi. Askerler “Padişah bizi gönderdi” dediler. Mehmet “Kızı vermiyorum geri gidin” Diyince askerler zorla almaya kalkıştı Ve Mehmet zümrüt’e binerek askerlerle savaştı.Askerler çaresiz kalıp geri döndüler.Askerler Yüzleri gözleri kan içinde saraya geldiler.Gelirken . Padişah “Oğlum bu haliniz nedir “ diyerek askerlere sordu.Askerler “sorma padişahım öyle bir adam çıkmışki devdende beter”dediler.Padişah askerlere kızarak “Yazıklar olsun “ dedi.Yeni bir yol bulmaya çalışıyordu.Padişah ertesi sabah bir duyu yaparak saraydaki kızı kim bana getirirse ona 500 altın vereceğini ilan etti. Böylece bu ilanı duyan herkes kızı almak için elinden geleni yaptı.Bu sırada bir kadın Padişaha giderek kızı getireceğini söyledi.Padşahta “Getirirseniz size 500 altın vereceğim”dedi.Kadın saraya doğru gitti ve tam yolun üstünde oturarak Mehmet’ib gelmesini bekledi.Mehmet dağdan dönerken yolun ortasında duran kadını gördü.Kadın Mehmet’i görünce ağlamya sızlamaya başladı.Mehmet dayanamayarak yanına geldi.”Anneciğim neyiniz var , niçin ağlıyorsunuz” Cadı kadın “Kimsem yok evladım buralarda yapa yalnız kaldım gidecek hiçbir yerim yok”dedi.Mehmet dayanamıyarak buyrun bize götüreyim sizi dedi.Cadı kadın önde naz yaptı,daha sonra peki dedi.Mehmet’in peşine düştü.Saraya geldiler.Mehmet yaşlı kadını kızla tanıştırdı.Kimsesi yok,bundan sonra bu teyzeye biz bakacağız dedi.Kız da “Tabiki Mehmet siz ne derseniz o olur dedi vekabul etti” Aradan 1 hafta geçtikten sonra cadaloz kadın planlarını uygulamaya koydu.Önce kız “Mehmet’in ruhu nedendir biliyomusunuz” diye sordu.Kız “bilmiyorum” diye sorunca cadı kadın bilmek hakkınız kocanız değil mi Dedi.Mehmet Akşam eve Döndüğünde kız sordu Mehmet’e “Mehmet sizin ruhunuz nedendir” Mehmet’ garip geldi.Benim Ruhum şu direktir Diyerek yanıt verdi.Kız tamam diyerek ertesi gün Mehmet tekrar ava çıktı cadı kadın kıza sordu.Öğrendinmi Kızım ruhu nedenmiş.Kız “Ruhu şu direkmiş”diyerek cevap verdi.Cadı kadın tabiki inanmıyordu.Tekrar kıza 1 hafta aradan sonra kocanızın ruhu o direk değildir.”Sizi Niçin kandırdı” diyince Kız merak etti.Tekrar mehmete sordu Sizin ruhunuz direk değil niçin beni kandırıyorsunuz dedi.Mehmet doğruyu söylemek zorunda kaldı.Benim Ruhum bu kılıcım 40 gün yerinde durmassa ben ölürüm”dedi.Ve Kız “cadı kadına mehmetin ruhunu söyledi”Gece yatarken cadı kadın kalkıp Mehmet’in kılıcını yerinden çıkarıp yere vurduğu gibi yedi kat yerin dibine saplar.Mehmet o saatten itibaren kılıcının yerinde olmadığı için artık kalkamıyor.Cadı kadın Kıxı uykudayken bir varilin içine koyarak yuvarlaya yuvarlaya padişaha götürdü.Padişah Varilin içinden kızı çıkararak “Benimle evleneceksiz “ diyor. Kız “sizinle evlenemem” bir şartla evlenirim 40 gün 40 gece düğünümü yaparsan seninle evlenirim”diyor. Kızın aklından geçen 40 gün 40 gece Mehmet gelmezse canına kıyacaktı.Düğün başladı.15. Gün oldu Mehmetten bir haber yok.bu sırada Yıldız gece yıldızlarına bakarak “Mehmetin yıldızını göremedi”ve çok merak etti.Atına binerek Deryanın sarayına geldi.Derya’ya ben gece yıldızlarına baktım,Mehmet’in yıldızını göremedim,birde siz deryaya bakarmısınız mehmet nerede.”dedi.Derya hemen deryaya bakmaya başladı, Mehmet’in kılıcı 7 kat yerin dibinde saplatılmış olduğunu olduğunu gördü ve yıldızla beraber Mehmet’in sarayına doğru yola çıktılar.Saray’ın içine girdiler ve tam 30. gün olmuştu.Mehmet yatağında ölü şekilde yatıyordu.Derya deryasına bakarak kılıcın nerde saplantılı olduğunu gördü.Ve ince bir telle Kılıcın sapına takarak kılıcı oradan çıkarttı.Ve kılıfına koyud.Tam o sırada Mehmet uyanmaya başladı.Ben neredeyim ne oldu bana dedi ve Derya ile Yıldızı gördü.Derya ve Yıldız durumu kendisine anlattı.Mehmet hemen toparlanmaya koyuldu.Zümrüt’ün çok zor durumda aç ve susuz olduğunu gördü.Ona bakmaya başladı.38. gün oldu.Mehmet ve Zümrüt toparlandılar.Mehmet Zümrüt’e binerek padişahın ülkesine gitti.Bir kapıyı çalarak oradan sordu.Misafir kabul ediyormusunuz diye.Kadın misafir kabul etmiyoruz diyerek cevap verdi.Mehmet 1 altın verirsem olurmu diyince kadın kabul etti.1 altında Zümrüt için verdi.Bana bir eski elbise veririmisinz dedi.Veremem dedi kadın.1 altında onun için verirsem? Kadın olur dedi ve eski elbiseyi Mehmet’e verdi.39. geceMehmet kadına bende düğüne gelebilirmiyim sizinle beraber dedi.tabi siz bilirsiniz dedi.Mehmet kadınla beraber düğüne gitti.Düğün evine vardığında,kıza doğru yanaştı.Ve parrmağındaki yüzüğünü kıza gösterdi.Kız yüzüğü görür görmez.Mehmet olduğunu anladı.Ve 40. gün Mehmet padişahın yatak odasına girerek saklanıyor.Padişah yatak odasına doğru kızla girerken o sırada cadı kadında yatak odasına doğru giriyor.Ve padişaha ben kızı size getirdim , ben 500 altını almaya geldim.Dedi.Padişah hak ettin diyerek 500 altını cadı k adına getirirken o sırada Mehmet kılıcıyla meydana çıkıyor.cadı kadının kafasını uçurarak padişahında kafasını keserek öldürüyor.VE padişahın kafasını balkona çıkarak Padişahın askerlerine seslendi.padişahın kafasını askerlerin içine atarak.... “HEY ASKER BENİMLE SAVAŞMAKMI İSTİYORSUNUZ,YOKSA BENİ PADİŞAHMI EDİYORSUNUZ” Dedi. Askerler “BUNDAN SONRA PADİŞAHIMIZ SİZSİNİZ”Diyerek cevap verdiler.Mehmet Erdi Muradına bizler çıkalım kerevetine !!!! Yazar : BEn Robben ( Gökçebel Köyü) Konu Okan Buluç tarafından (03-31-08 Saat 18:02 ) değiştirilmiştir.. |
||||||
|
|
|
| Bu mesaj için Okan Buluç kullanıcısına teşekkür eden 9 üyemiz: |
|
|
#2 | |||||||
![]()
|
okancım öncelikle selamlar....yazı şeklinden anladığım kadarıyla bu yazının hepsin hep sen yazmışsın...sanırım bir kes kopyalama yapıştır olayı değil....hayal gücüne hayran kaldım....benim iki tane birbirinden şirin yiğenim var...eylül ve deniz....bazen onlara gittiğimde uyumak istemezler...sırf benimle oyun oynamak için...annelerin yoğun isteğiyle ben onları yatağa götürürüm...üstelikde kendi hayl gücümün ürünleri olan hikayeleri yeğenlerimin tanıdığı akabalarımız ve arkadaşlarına yakıştırarak anlatırım...şimdi senin yazına bakınca hayal gücünün beni kadar iyi olduğunu gördüm.... ve onlara anlattığım hikayeler geldi aklıma...çok yaşa.....he belki biraz sallamışsın falan ama yinede emek verdiğin için teşekkür ederim.....3000 li yıllarda düşünsene senin bu eser türk tarihinde yer alacak önemli eserlerden biri olabilir...birde sanırım uzun olduğu için çoğu arkadaşımız bu konuyu es geçmiş...senin yerinde olsam küçük bi özet çıkarır tekrar sunarım....
![]() ![]() ![]() yav bide komik olan.....saray falan demişsin.....sonra çocuğu ilkokula göndermişsin....saray zamanında ortaokul ve lisede varmıydı yavv?....... ![]() ![]() ![]() neyse okancım fazla eleştirmiyim....sonra bidaha bize destan yazmazsın.... ![]() ![]() sevgilerr |
|||||||
|
|
|
|
|
#3 | ||||||
![]()
|
Lo Dino bomo bende gerçek sandım ama isim SELİM olmamış looo Selim Yavuzun diğer adı keşke HEYDO AĞA/PADİŞAH olsaydı
![]() |
||||||
|
|
|
| Bu mesaj için Şoreş kullanıcısına teşekkür eden 2 üyemiz: |
|
|
#4 | ||||||
|
Radyp Sorumlusu ![]()
|
|
||||||
|
|
|
|
|
#5 | ||||||||
![]()
|
Alıntı:
![]() bi hikayede benim için uydururmusun. ![]() ![]()
__________________
BENİ GÖRÜP KENDİNİ SINAMA SADECE GÖREBİLDİĞİN KADARIM.HAYAT BİR KUMAR İSE ZARLARI BEN ATARIM. [Üye olmadan linki göremezsiniz.. Üye olmak için tıklayınız...] |
||||||||
|
|
|
|
|
#6 | ||||||
|
Radyp Sorumlusu ![]()
|
|
||||||
|
|
|
|
|
#7 | ||||||||
![]()
|
Alıntı:
![]() okancım tarihle bi sorunun yok dimi ![]() bide selim bey falan demişsinya padişaha ona ap ayrı güldüm. ![]()
__________________
BENİ GÖRÜP KENDİNİ SINAMA SADECE GÖREBİLDİĞİN KADARIM.HAYAT BİR KUMAR İSE ZARLARI BEN ATARIM. [Üye olmadan linki göremezsiniz.. Üye olmak için tıklayınız...] |
||||||||
|
|
|
|
|
#8 | ||||||
|
Radyp Sorumlusu ![]()
|
|
||||||
|
|
|
|
|
#9 | ||||||||
![]()
|
Alıntı:
benim dedemin soyuna heydolar diyolrar heydo olsaydı dedeme okuyacaktım meşhur olmuşsun diye![]() ![]() ![]()
__________________
Bête Nabe Ez Çı Bıkım Delalâ Minn Bête Nabe Dıkım Nakım Tu Ji Bîr Nabi Delala Min Oyyy Şirina Min.... |
||||||||
|
|
|
|
|
#10 | ||||||
![]()
|
ben de diyomki başlığa bakarak vayy bea gerçekten imranlının da destanı varmış
![]() tabi hayal ürünü kısmına gelene kadar.geçen yıl ki edebiyat bilgilerinden esinlendin galiba iyi olmuş.neyse bugün destan yazan, yarın tarih yazar ![]() ![]()
__________________
JACK _______________________________________________ |
||||||
|
|
|
![]() |
| Bookmarks |
| Etiket |
| destanı, gökçebel, yazan, İmranlı |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| İmranlı. | Birdal Çoban | İmranlı Tarihi | 11 | 06-28-11 12:41 |
| Sivas İmranlı Delimahmut Gökçebel Köyünden Güllü Masal Hakka Yürümüştür | Okan Buluç | Hakka Yürüyenler | 16 | 02-22-08 21:18 |
| İmranlı İmranli Güzel İmranlı. | ZatiALİniz | Şiirleriniz | 0 | 11-09-07 09:08 |
| Bizden Bi Ses Ozan Yürekli | turkucu_guzel58 | Ozanlarımız-Aşıklarımız | 1 | 09-02-07 18:03 |
| Gılgamış destanı | newayen_koçgri | Edebiyat | 0 | 07-04-07 12:54 |